Ana içeriğe atla
Ankara Silueti

 

Genel Bilgi

Ankara Türkiye’nin başkentidir ve İstanbul’dan sonra ülkenin ikinci en büyük şehridir. Hem Türkiye’nin hem de iç Anadolu’nun kalbinde yer almaktadır. Nüfusu yaklaşık 5 milyondur.

Ankara ismi, Çapa anlamına gelen Keltçe Ancyra kelimesinden gelir. Ankara’nın tarihi MÖ 2. bin yıl öncesine dayanıyor. Hititlerin, Frigyalıların, Lidyalıların, Perslerin, Yunanların, Galatların, Romalıların, Bizansların ve Türklerin ayak izleri hala Ankara’da mevcuttur.

Ülkenin merkezindeki konumu nedeniyle, bölge büyük ticaret yollarının birleşme noktası ve göç yollarının kavşağı olmuştur. İlk çağlarda süper güçlerden biri olan Hitit İmparatorluğu burada, Orta Anadolu'da, ortaya çıkmıştır. Hititler yalnızca yarattıkları medeniyetler ile değil, aynı zamanda geliştirdikleri devlet yapıları ve insan haklarına saygı ve hoşgörüleri ile de kendilerini fark ettirdiler.

Ankara tarih boyunca egemenlik arayışı içindeki güçlü orduların birbirleriyle yaptıkları savaşlara tanık oldu. Şehir, Roma döneminde önemli bir kültür, ticaret ve sanat merkezi, Osmanlı döneminde ise doğuya diden karavan yolunda büyük bir ticaret merkeziydi. Buna rağmen 19. Yüzyılda önemini yitirmişti. Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı'nı yönlendirecek üs olarak Ankara'yı seçtiğinde, Ankara bir kez daha önemli bir merkez haline geldi. Savaştaki rolü ve stratejik konumu nedeniyle, 13 Ekim 1923 tarihinde yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti ilan edildi. O zamana kadar tavşanları, kedileri ve keçileri ile bilinen Ankara, İstanbul’dan transfer edilen tüm devlet daireleri ve yabancı elçiliklerle birlikte Türkiye’nin coğrafi, siyasi ve idari merkezi haline geldi. Bu çarpıcı değişim kentin görünümünü derinden etkiledi; aslında eski bir Anadolu kasabasının çabucak yeni bir kişiliğe sahip olması gerekiyordu, bu da çok başarılı bir şekilde gerçekleşti. Artık esnafların ve küçük tüccarların mütevazı Ankara’sı değil, siyasilere, devlet memurlarına ve yabancı diplomatlara ev sahipliği yapan bir şehirdi. Ankara’nın siluetini değiştiren ilk binalar Etnografya ve Resim ve Heykel Müzeleri idi. Ve artık yalnız değiller günümüzde Ankara birçok gökdelene, büyük alışveriş merkezlerine, beş yıldızlı otellere ve banka merkezlerine sahip.

 Buna ek olarak, Ankara Lidya'nın başkenti Sardis'ten Mezopotamya'daki Susa şehrine kadar uzanan antik çağın en önemli yollarından biri olan Kral Yolunda yer alıyordu. Ankara, Frigya, Galat, Roma ve Bizans dönemlerinde sürekli bir yerleşim bölgesi olarak kullanılmıştır ve Büyük İskender, kentin ev sahipliği yaptığı en ünlü insanlardan biriydi. Ankara, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Angora keçilerinden elde edilen tiftik sayesinde öne çıktı ve İpek Yolu üzerindeki konumu nedeniyle de imparatorluğun önemli ticaret şehirlerinden biri haline geldi. Her ne kadar şehir, Osmanlı Devleti’nin genel çöküşü ile birlikte durgun bir döneme girmiş olsa da, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanıyla yeni bir önem kazanmış ve bugün Türkiye’nin başkenti, Türkiye’nin ikinci en büyük şehri olarak hızla gelişmiştir.

Ulus, Ankara’da yan yana farklı uygarlıkların izlerini keşfedebileceğiniz ilk yerdir. Frigler, Ankara’ya ismini veren çapayı burada bulmuşlar ve Roma döneminde anıtlarla dekor edilen şehir merkeziydi. Osmanlı döneminde, Ulus ticari faaliyetlerin kalbi olarak hizmet etti ve ticari binalara ev sahipliği yaptı. Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş burada gerçekleştirildi, bu nedenle Ankara’yı tanımak isteyenler gezilerine Ulus ile başlamalıdır.

Gezilerdeki ilk durak olarak kabul edilen Ankara Kalesi, kentin geçmişinde rol oynayan tüm medeniyetlerin izlerini taşıyor. Ankara ovasının ortasındaki en yüksek tepeye yapıldığı ve bölgede hüküm süren herkes tarafından değerlendirildiği için Ankara şehrinde büyük bir mekâna sahip. Tarihi duvarlarındaki yazıtlarla açıkça bellidir. Kalede, bazıları 17. Yüzyıla kadar uzanan Ankara evleri ve hala ibadete açık olan en eski dini yapı olan Alaaddin Cami ziyaret edilebilir. Ankara şehir surlarının tepesindeki panoramik manzara geçmiş yüzyıllarda olduğu gibi hala nefes kesici.

Kalenin yanı sıra Ulusta yer alan Samanpazarı, kervansaraylar ve eski evler açıkhava müzesi olarak adlandırılmayı hak ediyor. Bölge antikacılar ve hediyelik eşya dükkânları ile doludur ve çeşitli kervansaraylara ve müzelere sahiptir. Bu dükkânların bir kısmı restore edilerek yeni bir işleve kavuşan Osmanlı döneminden kalma eski Ankara evleri ve bazıları ise şu an restoran ve kafe olarak işletiliyor.

Samanpazarındayken dünyanın en dikkat çeken müzelerinden biri olarak kabul edilen Anadolu Medeniyetler Müzesi’ni de ziyaret edin. Yenilenmiş iki Osmanlı dönemi yapısında yer almaktadır: biri 600 yıllık bir kervansaray, Kurşunlu Kervansarayı diğeri ise Mahmut Paşa Bedestenidir (kapalı çarşı ve değerli ticari malların muhafazası için yapılmış güçlü bir yapı). Müzeyi ziyaret etmek, Anadolu’nun M.Ö 7. Bin yıl öncesine kadar uzanan uzun tarihinin ihtişam ve zenginliklerine hayran kalmanın en iyi yoludur.

Augustus Tapınağı, Julianus Sütunu ve Hacı Bayram Camii de Ulusta ziyaret etmeden geçmemeniz gereken popüler yerlerdendir. Tapınak Galatian Kralı Pylamenes tarafından M.S 10 yılında Augustus’a övgü olarak inşa edilmiş ve Romalılar tarafından 2. Yüzyılda Ankara Akropolünde yeniden inşa edilmiştir. Başarılarını ayrıntıyla anlatan ve duvarlarına yazılan Latince ve Yunancadaki yazılar Augustus’un hayatta kalan tek siyasi vasiyeti olan “Ancyranum Anıtı" için bugün çok önemlidir. 5. yüzyılda tapınak Bizanslılar tarafından kiliseye dönüştürülmüştü. M.S 362 ‘de inşa edilen ve büyük olasılıkla Roma İmparatoru Julian Apostat'ın ziyaretini anmak için yapılmış olan Julian Sütunu, 15 m yüksekliğindedir ve en tepesi yaprak deseni ile süslenmiştir. Augustus Tapınağı’nın yanında Hacı Bayram Camisi bulunur, Hacı Bayram Camisi 15. yüzyılın başlarında Selçuklu tarzında inşa edilmiş ve daha sonra 16. yüzyılda Sinan tarafından restore edilmiştir ve 18. yüzyılda seramik karolar eklenmiştir.

Ankara'nın en eski yerleşim yerlerinden olan Hamamönü, ödüle layık görülen restorasyon projeleriyle yeni bir profil kazandı ve yerli ve yabancı turist ziyaretlerinin çoğunu çeken bir yer haline geldi. Hamamönü Osmanlı döneminin ve Cumhuriyetin ilk yıllarında kentleşme tarzını ve mimari özelliklerini yansıtır. Ayrıca Karacabey Hamamı, Taceddin Sultan Camii ve Hacı Musa Camii de görülmeye değer yerlerdendir. Hamamönü ‘nün tarihi atmosferinde, Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden farklı türde yiyecekleri deneyebileceğiniz çok sayıda restoran, kafe ve pastane vardır.

Sanat ve Kültür 

 Ankara opera, bale, caz ve modern dansın yanı sıra prestijli Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın merkezidir.

Ayrıca birçok iddialı eseri sahneleştiren çok sayıda tiyatroya sahiptir. Şehir genelindeki devlet ve özel galerilere ek olarak, Atatürk Kültür Merkezi'nde sergiler düzenlenmektedir.

Şehirde, en iyi yerli ve yabancı filmleri gösteren birçok sinema vardır ve yıl boyunca çeşitli temalarda film festivalleri düzenleniyor özellikle de mart ayındaki Uluslararası Film Günlerinde. Her yıl nisan ve mayıs aylarında şehir en iyi Türk ve yabancı müzisyenlerin performanslarıyla Uluslararası Sanat ve Müzik Festivaline ev sahipliği yapıyor. 23 Nisan'daki Çocuk Festivali de dünyanın dört bir yanından çocuk gruplarının yer aldığı oldukça büyük bir etkinliktir. Asya-Avrupa Sanat Bienali bazen ilkbahar veya yaz aylarında gerçekleşiyor. Ankara, ulusal ve uluslararası toplantılara ev sahipliği yapmak konusunda belirgin bir avantaja sahiptir, çünkü konumu gezginler için kolay erişim sağlar ve kenti kongre ve toplantılar için ideal kılan zengin kültürel mirasa ve doğal kaynaklara ek olarak, gelişmiş bir altyapı ve ulaşım sistemine sahiptir. Ayrıca, her türden başarılı etkinlikler için ideal yer olmalarını sağlayan köklü, son teknoloji tesislere sahip bir dizi otel, tatil köyü, üniversite ve kamu binası vardır.

Alışveriş

Şehrin ziyaretçilerinin ilgisini Ulus yakınlarındaki Çıkrıkçılar Yokuşu'nun eski dükkânları çeker; Bakır işçilerinin caddesi (Bakırcılar Çarşısı) özellikle popülerdir ve burada sadece bakırdan eşyalar değil, mücevher, halı, kostüm, antika ve nakış gibi ilginç birçok eski ve yeni eşya bulunur.

Kale kapısına doğru tepeyi çıkarken, yol üzerinde baharat, kuru meyve, fındık ve her çeşit ürünü satan çok sayıda ilginç dükkân vardır- seçenekler çok geniş ve çok tazedir. Kızılay ve Ulus gibi merkezi konumlardaki dükkân ve mağazaların yanı sıra, Ankara'nın her yerinde alışveriş merkezleri, her türlü müşteriye hitap eden mağaza ve dükkânlara ev sahipliği yapıyor. Her yıl Ankara şehri ziyaretçileri birçok kültür ve eğlence aktiviteleri ile karşılayan bir alışveriş festivali düzenler.

Ayrıca Ankara'da, güneşin doğuşuna kadar dans edip eğlenebileceğiniz çok çeşitli eğlence yerleri var. Gölbaşı, Ankara Kalesi, Kızılay, Bahçelievler, Tunalı Hilmi Caddesi, Tunus Caddesi, Gaziosmanpaşa ve Çayyolu, birçok geleneksel veya modern eğlence mekânı bulacağınız yerlerden sadece birkaçı. Popüler parklar ve rekreasyon alanları restoranlar, kafeler ve oyun alanları gibi imkanlarla Ulus'ta Gençlik Parkı, Tunalı'da Kuğulu Park, Dikmen'de Dikmen Vadisi ve Aydınlıkevler'de bulunan Altınpark’tır

castle

Ankara Çevresi

Anadolu'daki en önemli Frigya bölgelerinden biri antik Gordion şehridir. Ankara'nın yaklaşık 90 km güneybatısında, Yassıhöyük köyünde yer alan Gordion, ilk olarak M.Ö 3000 yıllarının sonunda yaşam belirtisi gösterdi. Hititlere, Friglere, Perslere ve Romalılara ait çeşitli yerleşim katmanlarına sahiptir ve efsaneye göre Gordion'u ilk kez bir başkent yapan adam, MÖ 8. yüzyılda Frigya Kralı, Gordias'tır. Eski Gordianlar ölenlerini tümülüslere gömdüler ve bunların 80'den fazlası, Yassıhöyük köyünün doğusundaki büyük bir vadiye dağılmıştır. Bu antik mezarların büyüklüğü birbirinden farklıdır ve aslen büyük bir toprak yığını ile kaplı ahşaptan yapılmıştır. Gordion'daki en büyük tümülüsün Kral Midas'a ait olduğu inanılıyor; Anadolu’da 300 m çapında ve 55 m yüksekliğinde bulunan en büyük ikinci tümülüstür. Tahtadan yapılmış ve dört tarafı kapalı olan mezar odasında bir erkek iskeleti, ahşap masalar, büyük kazanlar, çeşitli boyutlarda bronz kaplar ve iskelet kafasının yanında yer alan fibulalar bulunmuştur. Gordion kazılarında ele geçirilen eserlerin çoğu, Anadolu Medeniyetleri Müzesi ve Gordion Müzesi'nde sergileniyor.

Ankara-Eskişehir yolu üzerinde, önemli bir Frig dini kült merkezi olan Ballıhisar (Pessinus) vardır. Buradaki kalıntıların en önemlileri, kendisine ibadet edilmesi Frigya Kültürünün merkezinde yer alan Ana-Tanrıça Kibele’ye adanmış tapınak ile ilginç bazı heykeller ve mezar taşlarından oluşan küçük bir açık hava müzesidir.

Ankara'ya 60 km uzaklıktaki Dereköy yakınlarında Haymana Karayolu üzerinde Gavur Kalesi'nde açık hava Hitit tapınağının kalıntıları, bir türbe ve iki Hitit tanrı kabartması görülmeye değer.

https://hometurkey.com/HTContents/Icerik/2e13d0d7-9a1f-462c-bcb1-f8639dcbe4f7.jpg

Ankara'ya gelen ziyaretçiler doğadan keyif alma şansına da sahipler. Ankara yolunun yirmi beş kilometre uzağında, Konya yolu üzerinde, cazip manzarası ve göl kıyısındaki zarif restoranları sebebiyle popüler bir yer olan Gölbaşı Gölü bulunmaktadır. Ahlatlıbel, güzel ağaçları ve piknik yerleri ile Ankara sakinleri için gözde bir eğlence alanıdır. Piknik yapmak için en sevilen yerlerden bir diğeri de, kentin 68 km kuzeyindeki havaalanı yolunda bulunan ve biri Çubuk ilçesi yüzünden kapanması gereken Karagöl Gölüdür.

Yürüyüşçüler, Ankara çevresindeki üç ana ormanı keşfetmekten keyif alacaktır: kentin güneyinde Kırşehir karayolu üzerindeki Beynam Ormanı, kuzeye doğru İstanbul karayolu üzerinde, Kızılcahamam Soğuksu Milli Parkı ve aynı yönde ise Çamkoru Ormanı vardır. Hepsi şehrin gürültüsünden uzakta hoş inziva mekânlarıdır ve her biri için çok güzel yerler sunmaktadır.

Ankara'nın 23 km doğusunda bulunan Elmadağ Dağı, şehrin birçok yerinden görülebilir. Dağdaki ilk kar yağışı kış ve kayak başlangıcını müjdeliyor ayrıca, diğer kış sporları da hoş tatil merkezlerinde yapılıyor.

Sarp yamaçlara ve vadilere inşa edilmiş olan eski Beypazarı ilçesi, pazar alanı, geleneksel evleri ve doğal manzarası ile son derece ilginç bir mekân. Asırlık Beypazarı evleri, Osmanlı ve geleneksel Türk iç mimarisinin tipik özelliklerini yansıtmaktadır.

Şehir merkezi

Ankara, her biri kendi özgün karakterine sahip farklı kasaba ve mahalleleri olan oldukça büyük bir şehirdir. En basit şekilde, şehrin en dikkat çeken yerleri şehrin güneyinde doğusuna doğru uzanan Atatürk Bulvarı üzerinde yer alır.

Ulus, çoğu müze, erken cumhuriyet binaları ve eski Ankara Kalesi ile Ankara'nın tarihi merkezidir. Kızılay ise Ankara işçi sınıfının merkezidir.

Ulaşım

Ankara toplu taşıma ağı sistemi ile çok iyi bir şekilde bağlanmıştır. Belediye otobüsleri, halk otobüsleri, “dolmuş”, taksi ve metro Ankara'nın toplu taşıma alternatifleri arasındadır. Ankara Esenboğa Uluslararası Havalimanı (ESB), şehrin 28 km kuzeydoğusundadır. http://www.esenbogaairport.com/en-EN/Pages/Main.aspx

Ankara'nın ana otobüs terminali AŞTİ, şehir merkezinin güneybatısında bulunan büyük bir yapıdır. http://www.asti.com.tr/

Tarihi TCDD Ankara Garı (tren istasyonu), Ulus Meydanı'nın güneybatısında bir kilometre 6/10 mil, 12 dakikalık yürüme mesafesindedir. http://www.tcdd.gov.tr/

Öğrenci Yurtları: http://yurtkur.gsb.gov.tr/Directorate.aspx

 

İklim

Ankara’nın soğuk, karlı kışları ve serin geceleri ile birlikte ılık, kurak yazları vardır. Yağışlar çoğunlukla ilkbahar ve sonbahar aylarında görülür. Aylık ortalama sıcaklıklar ocak ayında 0,3 ° C (32,5 ° F) ile temmuz ayında 23,5 ° C (74,3 ° F) arasında değişmekte olup, yıllık ortalama 12,02 ° C (53,6 ° F) dir.

Ankara'daki müzeler, tarihi ve kültürel miraslar, gezi ve eğlence mekânları hakkında daha fazla bilgi edinmek için: https://www.ankara.bel.tr/en/city-guide(TR, EN, FR, AR, RU) & http://www.kultur.gov.tr/

 

Museum